Arama Sonuçları kendi etinden

Hızlı Erişim Linki: https://www.hadisarabul.com/hadisbul/32691-kendi-etinden/10

NoHadis MetniKaynak
10242 Kişiye, kendisine parmakla işaret edilmesi, şer cihetinden kafidir. (Gerek din, gerekse dünyası cihetinden) meğer ki Allah koruya.Ramuz el e-hadis, 243. sayfa, 8. hadis
10757 (Sizden biri hasta olursa kendisi veya din kardeşi şu duayı okusun): "Semada ismi takdis edilen, emri yerde gökte dinlenen Rabbimiz! Rahmetini gökte olduğu gibi yerde de kıl. Günahlarımızı ve hatalarımızı affeyle. Muhakkak ki Sen temizlerin, tabiblerin Rabbısın, Bize Rahmetinden Rahmet, bu ağrı üzerine şifa hazinenden şifa buyur." derse Allah'ın izni ile iyileşir.Ramuz el e-hadis, 289. sayfa, 3. hadis
11309 Halk, Davud (a.s.)'ı hasta zannı ile yoklamaya gidiyorlardı. Halbuki kendisindeki bu hal, Allah korkusunun şiddetinden ve kendi hayasındandı.Ramuz el e-hadis, 337. sayfa, 9. hadis
11348 İnsana ilim cihetinden Allah korkusu yeter. Kişiye cahillik bakımından da kendini beğenmesi yeter.Ramuz el e-hadis, 340. sayfa, 9. hadis
11528 Allahı'n kullarından bir kul, yer-gök ehlinin takva ve iyilik nev'inden olan ameliyle Allah'ın huzuruna gelse, kendinde şu üç haslet varsa, o amellerin zerre miktarı değeri olmaz: Ucub (ibadet cihetinden kendini beğenmek), müminlere eza, Aziz ve Celil olan Allah'ın rahmetinden ümidi kesme.Ramuz el e-hadis, 356. sayfa, 9. hadis
11759 Bir kulun kalbinde dünya sevgisi uyanırsa, Allah onu şu üç hasletle mübtela kılar: "Uzun emeli olur, sonunu getiremez; Bitmez tükenmez ihtiyaca düşer, bir meşgale ki mihnetinden kendini kurtaramaz.Ramuz el e-hadis, 375. sayfa, 9. hadis
11894 Zikir üzerine temiz olarak yatan bir müslüman yoktur ki, gece uyanarak Allah'dan dünya ve ahirete ait hacetinden bir hayır isterse, Allah onu kendisine muhakkak verir.Ramuz el e-hadis, 387. sayfa, 11. hadis
12488 Bir kimse ilim talebi için giderse, melaike ona dua eder, maişeti mübarek kılınır, maişetinden sıkıntı görmez ve kendi de mübarek olur.Ramuz el e-hadis, 431. sayfa, 8. hadis
12717 Kişinin saadetindendir; ömrünün uzun olup, Allah'ın kendisine inabe (Allaha yöneliş) nasib etmesi.Ramuz el e-hadis, 449. sayfa, 11. hadis
14228

Ebû Abdurrahman Abdullah İbni Ömer İbni’l-Hattâb radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:

“Sizden önce yaşayanlardan üç kişi bir yolculuğa çıktılar. Akşam olunca, yatıp uyumak üzere bir mağaraya girdiler. Fakat dağdan kopan bir kaya mağaranın ağzını kapattı. Bunun üzerine birbirlerine:

— Yaptığınız iyilikleri anlatarak Allah’a dua etmekten başka sizi bu kayadan

hiçbir şey kurtaramaz, dediler.

İçlerinden biri söze başlayarak:

—Allahım! Benim çok yaşlı bir annemle babam vardı. Onlar yemeklerini yemeden çoluk çocuğuma ve hizmetçilerime bir şey yedirip içirmezdim. Birgün hayvanlara yem bulmak üzere evden ayrıldım; onlar uyumadan önce de dönemedim. Eve gelir gelmez hayvanları sağıp sütlerini annemle babama götürdüğümde, baktım ki ikisi de uyumuş. Onları uyandırmak istemediğim gibi, onlardan önce ev halkının ve hizmetkârların bir şey yiyip içmesini de uygun görmedim. Süt kabı elimde şafak atana kadar uyanmalarını bekledim. Çocuklar etrafımda açlıktan sızlanıp duruyorlardı. Nihayet uyanıp sütlerini içtiler.

Rabbim! Şayet ben bunu senin rızânı kazanmak için yapmışsam, şu kaya sıkıntısını başımızdan al! diye yalvardı. Kaya biraz aralandı; fakat çıkılacak gibi değildi.

Bir diğeri söze başladı:

—Allahım! Amcamın bir kızı vardı. Onu herkesten çok seviyordum. (Bir başka rivayete göre: Bir erkek bir kadını ne kadar severse, ben de onu o kadar seviyordum). Ona sahip olmak istedim. Fakat o arzu etmedi. Bir yıl kıtlık olmuştu. Amcamın kızı çıkıp geldi. kendisini bana teslim etmek şartıyla ona 120 altın verdim. Kabul etti. Ona sahip olacağım zaman (bir başka rivâyete göre: Cinsî münasebete başlayacağım zaman) dedi ki: Allah’tan kork! Dinin uygun görmediği bir yolla beni elde etme! En çok sevip arzu ettiğim o olduğu halde kendisinden uzaklaştım, verdiğim altınları da geri almadım.

Allahım! Eğer ben bu işi senin rızânı kazanmak için yapmışsam, başımızdaki sıkıntıyı uzaklaştır, diye yalvardı. Kaya biraz daha açıldı; fakat yine çıkılacak gibi değildi.

Üçüncü adam da:

—Allahım! Vaktiyle ben birçok işçi tuttum. Parasını almadan giden biri dışında hepsinin ücretini verdim. Ücretini almadan giden adamın parasını çalıştırdım. Bu paradan büyük bir servet türedi. Birgün bu adam çıkageldi. Bana: —Ey Allah kulu! Ücretimi ver, dedi. Ben de ona:

—Şu gördüğün develer, sığırlar, koyunlar ve köleler senin ücretinden türedi, dedim. Adamcağız:

—Ey Allah kulu! Benimle alay etme, deyince, seninle alay etmiyorum, diye cevap verdim. Bunun üzerine o, geride bir tek şey bırakmadan hepsini önüne katıp götürdü.

Rabbim! Eğer bu işi sırf senin rızânı kazanmak için yapmışsam, içinde bulunduğumuz sıkıntıdan bizi kurtar, diye yalvardı. Mağaranın ağzını tıkayan kaya iyice açıldı; onlar da çıkıp gittiler.

Buhârî, Büyû` 98, İcâre 12, Hars ve’l-müzârea 13, Enbiyâ’ 53, Edeb 5; Müslim, Zikir 100